August 22, 2008

Indir, Yaralı Diz Katliamı

Wounded Knee Katliamı, (Türkçe’de “Yaralı Diz” anlamına gelir) Lakota Siuları ile Birleşik Devletler arasındaki son büyük çatışmadır. General Nelson A. Miles tarafından Yerli İşleri Komisyonuna yazılan bir mektupta çatışma sonrasındaki olaylar katliam olarak nitelendirilmiştir.


Katliam

1890′da ABD hükümeti Amerikan yerlileri (Kızılderili) arasındaki “Hayalet Dansı” nın bir savaş dansı olduğundan şüpheleniyordu. Ancak bu dans Kızılderililer için kutsal bir seremoni idi ve bazı yerliler ellerinden alınan haklara bu kutsal dansı icra ederek kavuşacaklarına inanmışlardı. Savaş Bakanlığı yerlilerin bir isyan hareketine kalkışacakları düşüncesiyle 7. Süvar alayını Pine Ridge ve Rosebud bölgelerindeki Lakota yerlilerinin kamp yerine göndermiş, bu kutsal dansı icra edenleri tutuklamak istemişti.

29 Kasım 1890′da Birleşik Devletlerin beş yüz kişilik 7. Süvari alayı Minneconjou Lakota yerlilerinin kamp yerlerini çevirmiş ve çıkan çatışmada yirmi beş süvariye karşılık, aralarında altmış iki kadın ve çocuğun yer aldığı 153 Siu öldürülmüştür. Ancak çatışma sırasındaki kargaşada tam olarak kaç kişinin öldüğü bilinmemektedir.

Dee Brown 1970 yılında yazdığı Bury My Heart at Wounded Knee adlı incelemesinde (Türkçe’ye Kalbimi Vatanıma Gömün olarak çevrilmiştir) Kristof Kolomb’un İspanya Kraliçesine Kızılderililerle ilgili şunları yazdığını aktarır: “Yeryüzünde bunlardan daha iyi bir ulus bulunmadığına Majestelerin önünde ant içebilirim. Komşularını kendileri kadar seviyorlar, konuşmaları son derece tatlı ve kibar, konuşurken hep gülümsüyorlar.” Ancak sözlerine şöyle devam eder: “Elli adamla bu halkın hepsini boyunduruk altına alabilir ve onlara her istediğimizi yaptırabiliriz.”

1890′da Wounded Knee’deki Siu katliamı Kizilderili özgürlüğünün sembolik olarak sonu oldu. Katliamı yaşayan Kara Geyik o gün bir başka şeyin daha öldüğünü söyler:
“O zaman kaç kişinin öldüğünü anlayamamıştım. Şimdi kocamışlığımın şu yüksek tepesinden gerilere baktığımda, yerde birbirleri üzerinde yığılı duran boğazlanmış kadınları ve çocukları hâlâ o genç gözlerimle görebiliyorum. Ve orada, o çamurun içinde bir şeyin daha öldüğünü ve o kar fırtınasına gömüldüğünü görebiliyorum. Evet, bir halkın düşü öldü orada…”

Bu katliamı yaşayanlardan biri, Gelincik Louise yaşadıklarını şöyle anlatıyordu:
“Kaçmaya çalıştık. Ama yaban sığırı gibi bir bir vurdular bizi. Beyazların içinde de iyi insanlar bulunduğunu biliyorum, ama kadınları ve çocukları da vurduklarına bakılırsa askerler çok kötü insanlar olmalı. Kızılderili askerler beyaz çocuklara asla böyle yapmazlardı.”


Katliam sonrası

Amerikan Ordusu katliam sonrasında ölüleri gömmek için sivil vatandaşlar kiraladı. Savaş meydanına gelenler soğuk havada 84′ü erkek, 44′ü kadın, 18′i çocuk Lakota cesedi ile karşı karşıya kaldı. Katliamdan yaralı kurtulan 7 Lakotalı Wounded Kne Creek bölgesindeki Pine Ridge hastanesinde öldü.

General Nelson Miles, katliamın sorumlusu Albay Forsyth’ı görevden almış, Askerî Araştırma Mahkemesi taktik hatasından dolayı kendisini eleştirmiş ancak yine de mahkemede hakkında beraat kararı çıkmıştır.

Daha sonra The Wonderful Wizard of Oz’un yazarı olarak ünlenecek olan genç editör L.Frank Baum 3 Ocak 1891 yılında Aberdeen Saturday Pioneer’da şunları yazmıştı:

“Öncüler daha önce güvenliğimizin tek yolunun Yerlilerin tamamen yok edilmesine bağlı olduğunu ilan etmişlerdi. Asırlardır onlara karşı hata edip durmaktansa medeniyetimizi korumak adına daha büyük bir hata yapıp bu evcilleşmeyen ve evilleştirilemeyen yaratıkları dünya üzerinden tek bir iz kalmamacasına yok etseydik daha iyi yapardık. Biz sıradan insanlar ve beceriksiz komutanların emri altındaki askerler için gelecek güvenliğimiz bunda yatmaktadır. Aksi takdirde gelecekte de geçmişte olduğu gibi kızılderililerle tümüyle sıkıntı yaşayacağımızı bekleyebiliriz.”

Yirminci yüzyılın sonlarında Wounded Knee Katliamına karşı protesto sesleri daha da yükselmiş, tarihçi Dee Brown aynı adla bir kitap yazmış, Buffy Sainte-Marie ise protest bir müzik bestelemişti. Ünlü oyuncu Marlon Brando 1973′de Baba (The Godfather) filmindeki rolüyle en iyi erkek oyuncu dalında verilen Oskar ödülünü Yaralı Diz Katliamı sebebiyle reddetmişti. 27 Mart 1973′teki ödül törenine kendi adına konuşma yapması için Sacheen Littlefeather adlı Kızılderili genç bir kadını gönderdi. Brando’nun kaleme aldığı, genç Kızılderilinin zaman darlığı nedeniyle tümünü okuyamadığı yazının bir bölümü şu şekildeydi:

“Marlon Brando… benden zaman darlığı ile şu anda sizinle paylaşamayacağım uzun bir konuşma yapmamı istedi ancak basınla paylaşmaktan memnuniyet duyacağım şey şu ki o… çok üzülerek bu cömert ödülü kabul edemiyor. Ve bunun sebebi de… günümüz film endüstrisinin …beni affedin.. ve televizyonlardaki filmlerdeki yeniden çevrimlerde Amerikan Yerlilerine yaptıkları ve Wounded Knee’deki son olaylardır. Bu akşam aranızda bulunamadığım için beni affedin gelecekte kalplerimiz ve anlayışlarımızda sevgi ve cömerlikte biraraya geleceğiz. Marlon Brando adına sizlere teşekkür ederim.”

Littlefeather, zaman darlığı sebebiyle tamamını okuyamadığı konuşmanın tam metnini basına dağıtmıştır. Brando’nun basına dağıtılan metininden bir bölümün çevirisi;

“200 yıl boyunca toprağı, ailesi, ve özgür olma hakkı için savaşan Yerli halka şöyle dedik: “İndir silahını arkadaş gel birlikte oturalım. İndirirsen eğer silahını arkadaş senle barıştan söz ederiz, senin hayrına anlaşırız birlikte.” Silahlarını indirdiklerinde onları katlettik biz. Onlara yalan söyledik. Onları topraklarından koparmak için kandırdık. Onları açlığa mahkum ettik ki antlaşma dediğimiz ama hiçbir zamanda andımıza sadık kalmadığımız o hileli anlaşmaları zorla imzalasınlar. Onları, yalnızca yaşamın anımsayacağı kadar uzun bir süredir yaşam vermiş bu kıtada dilencilere döndürdük. Ve tarihi istediği kadar çarpıtılmış dahi olsa nasıl yorumlarsanız yorumlayın: Biz doğru yapmadık. Ne adil davrandık ne de dürüst. Onlara karşı ne haklarını iade etmek zorundaydık ne de anlaşmalarımıza sadık kalmak, çünkü gücümüzün üstünlüğü bize diğerlerinin haklarına saldırma, mallarını gaspetme, yalnızca yaşamlarını ve özgürlüklerini savunmaya çalışırken onların yaşamlarını ellerinden alma hakkını sağlıyordu ki onların erdemleri suça dönüşürken bizim ahlâksızlıklarımız erdem oluyordu.

Fakat öyle bir şey var ki bu sapkınlığın ulaşamayacağı, o da tarihin büyük hükmü. Emin olun ki tarih bizi yargılayacaktır. Ama umurumuzda mı? O nasıl bir ahlâki şizofrenidir ki tüm dünyanın işitmesi için ulusumuzun en tepesindeki sesle ciğerlerimiz patlayana kadar bizim taahhütlerimizi tuttuğumuzu haykırırız da tarihin tüm sayfaları, Amerikan Yerlilerinin yaşamındaki son 100 yıl boyunca geçirdikleri tüm o aç, susuz günler ve geceler bu sesin dediklerinin tam zıttını söyler……..”


Kaynakça

  • Wounded Knee Massacre Wikipedi maddesi
  • Birikinti-Kalbimi Vatanıma Gömün
  • Massacre At Wounded Knee
  • The Wounded Knee Massacre
  • Marlon Brando’nun Oskar Töreni Konuşması
  • Wounded Knee Fotoğrafları


Konuyla İlgili

  • Brown, Dee. Bury My Heart at Wounded Knee: An Indian History of the American West, Owl Books (1970). ISBN 0805066691.(Kitap Türkçe’ye de çevirilmiştir. Dee Brown, Kalbimi Vatanıma Gömün, E Yayınları, Çev. Celal Üster 1993. ISBN 9753900406)
  • Coleman, William S.E. Voices of Wounded Knee, University of Nebraska Press (2000). ISBN 0803215061.
  • Smith, Rex Alan. Moon of Popping Trees, University of Nebraska Press (1981). ISBN 0803291205.
  • Utley, Robert. The Indian Frontier 1846-1890, University of New Mexico Press (2003). ISBN 0826329985.
  • Utley, Robert. Frontier Regulars The United States Army and the Indian 1866-1891, MacMillan Publishing (1973).
  • Yenne, Bill. Indian Wars: The Campaign for the American West, Westholme (2005). ISBN 1594160163.


Bağlantılar

  • Wounded Knee Museum
  • Wounded Knee Fotoğrafları
  • General Miles’in Raporu

Filed under Uncategorized by admin

Permalink Print

July 23, 2008

Indir, İmparatorluklar Çağı

Age of Empires (Türkçe: İmparatorluklar Çağı), 1997 yılında Ensemble Studios ile Microsoft tarafından piyasaya sürülen gerçek-zamanlı strateji oyunudur. Tarihi gerçeklerden kaynak aldığı senaryosu ile dikkat çeken oyunda, Taş Devri döneminden Demir Çağı’na dek süren bir zaman ele alınıyor. Motoru Genie ile de dikkat çeken oyun, 2B bir grafik dokusu kullanmasına rağmen o dönem için görülmemiş grafikleriyle de öne çıktı.

Popüler bir serinin ilk oyunu olan Age of Empires, sonradan Age of Empires 2: Age of Kings, Age of Mythology ve Age of Empires III gibi oyunların da atası oldu.


Genel Bakış

Oyunun asıl amacı, teknolojik olarak Taş Devrinden, Demir Çağı’na kadar ilerlemek, ve askeri bir güç oluşturup düşmanları yenmek. Kaynak toplamanın büyük önem teşkil ettiği oyunda, kaynak toplamak için vatandaşları kullanıyor. Saldırı için binalarda belli kaynaklardan feragat ederek askerler yetiştirip, bir ordu toplayabiliyoruz.


Oynanış

Oyun farklı milletlerin oynanabildiği, değişik hedeflerin yapılmasının istendiği senaryolarla tek kişi olarak oynanabiliyor. Taş-Kağıt-Makas özünü kullanan oyundaki birimlerin çeşitliliği oyuncuyu değişik stratejiler kurmaya zorluyor. Multiplayer olarak internet üzerinden oynanmaya izin veren oyun, en fazla 8 kişilik haritalarda değişik modlara evsahipliği yapıyor. GameSpy’ın da desteklediği oyun, turnuvalar için de uzun süre kullanıldı. 12 Milletin bulunduğu oyunda bu milletler Choson, Shang, Yamato, Babylonians (Babil), Hittites (Hitit), Persians (İran), Assyrians (Suriye), Egyptians (Mısır), Sumerians (Sümerler), Greeks (Yunanistan), Minoans, Phoenicans.


Teknoloji

Oyunda teknoloji çok büyük bir önem taşıyor. Çağ atladıkça ihtiyaç duyulan teknolojilerin fiyatları arttığından dolayı ise, verimli topraklara yerleşmenin önemi artıyor. Duvarlar her ne kadar koruma sağlasa da, oyuncuyu içeri hapsettiğinden dolayı bu açıdan oynanışa büyük darbe vurabiliyor. Oyunda, rakibe göre strateji de geliştirmek zorunlu oluyor. Mesela A Oyuncusu eğer piyadelere ağırlık vermişse, B Oyuncusunun okçulara ağırlık vermesi yerinde olur. Buradan yola çıkarak B Oyuncusunun okçu teknolojisini geliştirmek için kaynak toplaması gerekir. Aynı zamanda, aynı kural kuşatmalarda da geçerli, eğer X Oyuncusu binaların dayanıklılığını arttırmaya yönelik teknolojiler geliştirmişse, ona rakip Y Oyuncusunun mancınık benzeri kuşatma silahlarının teknolojilerini geliştirmesi uygun olur.


Binalar

Oyundaki en önemli bina Town Center / Şehir Merkezi, çünkü o yıkılınca oyun kaybediliyor. Oyunda Kışla, Ahır, Okçu Kışlası gibi birçok askeri binanın yanında nüfus sınırını arttırması için evler de bulunmakta. Fakat oyundaki önemli bir diğer bina ise Wonder/Dünya Harikası. Oyunda bir Wonder dikmemizin ardından eğer oyuncular onu 15 dakika ayakta tutabilirse kazanabiliyorlar. Fakat Wonderlar inşa etmesi çok uzun süren binalar olduğundan bu kazanma yöntemi pek kullanılmaz.


Üniteler

Oyunda kara ve denizde ayrı ayrı üniteler bulunmakta. Teknoloji ilerledikçe ünitelerin görünüşleri ve özellikleri değiştiğinden, her çağ için farklı taktikler bulunmak zorunda kalınıyor. Kara savaşlarının çok fazla ağırlık taşıdığı bu oyunda üniteler Barracks / Kışlalarda yetiştirebiliyor. Kuşatma silahları da yaratılabiliniyor. Gerilen sıkı duvarları ve binaları yıkmak için bunlar kullanılıyor. Stable / Ahırlarda ise atlı üniteler yetişiyor. Archery / Okçuluk Kışlarlarında ise okçular yetiştirebiliniyor. Gemi üniteleri ise limandan yaratılıyor.


Dış Bağlantılar

  • Age Of Empires I Demo Download
  • Microsoft Resmi Sitesi
  • Ensemble Resmi Sitesi
  • Age of Empires Wiki
  • Age of Empires 3 Türkiye Fan Sitesi

Filed under Uncategorized by admin

Permalink Print

June 17, 2008

Indir, Eyüp Sultan Camii

Eyüp Sultan Camii, İstanbul’da Eyüp semtinde Haliç kıyısında bulunan cami. Cami olmasının ötesinde kutsal bir ziyaret yeridir.


Cami

Eyüp Sultan Camii dikdörtgen planda, mihrabı çıkıntılıdır. Merkez kubbe altı sütun ve iki filayağına müstenit kemerlere yaslanır, etrafında yarım kubbe, ortasında Eyüp Sultan türbesi, sandukasının ayak ucunda bir pınar, avlu ortasında asırlık bir çınar bulunmaktadır.

1458′den sonra çeşitli defalar tamir gören caminin minarelerinin boyu önceleri kısaydı, 1733′de yeni uzun minareler yapıldı. 1823′de deniz tarafındaki minare, yıldırımla hasar gördügü için yeniden inşa edildi.

Cümle kapısı önündeki Sinan Paşa kasrı 1798′de yıktırılmıştır. Yerinde ulu bir çınar ağacı gölgesinde etrafı parmaklıklı bir set ve çimen sofa vardır. Parmaklığın dört köşesinde döört çeşmecik bulunur. Bunlara hacat çeşmeleri, kısmet çeşmeleri denir. Tamir edildikten sonra camiyi açıp namaz kılan Sultan III. Selim Mevlevi olduğu için parmaklıkların üzerinde mevlevi sikkeleri vardır.

Dış avlunun caddeye açılan iki kapısı vardır. İç avlu 12 sütuna müstenit 13 kubbelidir.Avlunun ortası şadırvandır. Türbe tek kubbeli, 8 köşelidir. Türbe methalinde nakşı kademi saadet, sağında sebil bulunur.

Mihrab eyvandır, minber mermerdir. Mihrab tarafı hariç üç tarafı galerilidir. Son cemaat yeri önünde 6 sütunlu ve 7 kubbeli bir revak vardır. Mermer cümle kapısı üzerinde 9 sıralık kitabenin ilk sırası:

Zehi münkadı emri gerdgar zılli Rabbani

Serefrazı cihandaranı asrın şahı devranı

Menarı nurfeşan sultan selim hanı bülend ikbal

Bilin gülbank dahi iyledi pür cümle azani.

Bu kadar çok kabir, türbe, lahit başka bir camide iç içe geçmemiştir. Serviler ve mezarlıklar cami çevresini uhrevi bir mekan yapar. Necip Fazıl, Fevzi Çakmak, Ferhat Paşa, Mehmet Paşa, Siyavuş Paşa, Beşir Fuad, Ahmet Haşim, Ziya Osman Saba, Sokullu Mehmet Paşa burada yatmaktadır.

Fatih’ten sonra asırlarca padişahlar Eyüp Sultan Camii’nde kılıç kuşanmışlardır. Bunu Fatih başlatmış, ilk kılıcı Fatih’e Akşemseddin kuşatmıştır. Padişahlar Sinan Paşa Köşkü’nden kayıkla Bostan iskelesine gelir, camide iki rekat namaz kılar, şeyhülislam kılıcı kuşatırdı.

Camiin dış avlusunda sebil bulunmaktadır. Üç pencerelidir. Bayramlarda ve özel günlerde şerbet dağıtıldığı için şerbethane denilmiştir.


Eyüp Sultan Türbesi

Türbe, camiin kuzeyinde, iç avlunun önündedir. Fatih Sultan mehmed tarafından 1454-55 tarihinde yaptırılmıştır. Rivayete göre iç avludaki çınarın bulunduğu yer Ebu Eyüp’ün gasledildiği yerdir. Türbe 8 köşeli, tek kubbelidir, kesme taştan yapılmıştır. cephe yüzlerine oturtulmuş olup, kasnağı yoktur. Pencere söveleri mermerdir. Kapı cephesi hariç diğerleri altta ve üstte iki pencerelidir.Kemerli kapı mermerdir, üzerinde Allah, Muhammed, kelime-i tevhid hakedilmiştir.

Türbe içi çinilerle kaplıdır. Üzerinde celi yazılar baştan başa dolaşır. Kubbe kalem işlemeleriyle süslüdür. Kubbe ortasında Ali imran suresi 193. ayeti yazılıdır.

Türbenin ortasında etrafı gümüş şebekeli bir parmaklık içinde Halid b. Zeyd ebu Eyyüb el-Ensari’nin sandukası vardır. Üzerinde siyah atlas üzerine sarı simli kisvei şerif örtülüdür. Yazıları Mustafa Rakım Efendi yazmıştır. Kisveyi bağlayan sırma kuşak üzerindeki celi hatları Sultan II. Mahmud yazmıştır.

Türbenin içinde, sandukanın ayakucunda bir kuyu bulunmaktadır. I.Ahmed ihya etmiştir. Rivayetlerde bu kuyunun ayazma olarak şifa kuyusu olduğu yazılıdır. Sandukanın üzerindeki dairevi kandillikte 36 adet buhurdan ve zemzemiye vardır. Türbenin duvarlarındaki yazılar I.Ahmed, III. Mustafa, III. Selim, II. mahmud, Abdulaziz, Hattat Osman, Ahmed Razi, Yesarizade Mustafa İzzet, Mahmud Celaleddin Efendi’ye aittir. Türbedeki sancakı şerif ve dört büyük şamdan Topkapı Müzesi’nde korumaya alınmıştır.

Türbe kapılarını tahtadan tunca çeviren I.Abdülhamit’tir. Türbenin önünde medhal vardır. Türbenin sağ tarafında kadınlar mescidi bulunur ki burada Adile Sultan itikafa girmiştir. İç avludan türbe medhaline bir hacet penceresi açılır. Hacet penceresinin iç kısmında şu hadisi şerif yazılıdır: “Devemi kendi haline bırakınız. Zira o kendine düşen görevi yapmaya memur edilmiştir. O da gitti, Ebu Eyyub’un kapısı önüne çöktü.”


İmaret

Eyüp Camii civarında Fatih Sultan Mehmed’in yaptırdığı imarette günde iki kere yemek pişirilirdi. Normal günlerde pirinçli, buğdaylı yemek çıkarken Ramazan ayında etli yemek dağıtılırdı. Özel günlerde, cuma ve kandillerde, zerde ve zerbaç, pilav çıkarılıp yoksullara verilirdi.


Eyüp el-Ensari

Emeviler zamanında İstanbul kuşatmasına (671) katılan ve burada şehit olan Eyüb el-Ensari Hazretlerinin kabrini Akşemseddin rüyasında gördü ve Fatih Sultan Mehmed’e bildirdi. 1458′de Fatih burada bir türbe ve cami yaptırdı. 1800′de cami yeniden inşa edildi. Kubbe yazıları Hamit Aytaç’ındır. Medresesi yok olmuş, ziyaret aşırılığı sebebiyle külliyedeki tahribat tamir edilmemiştir.

Eyüp Sultan, Mekke’ye giderek Akabe’de ilk Müslüman olan sahabilerdendir. Alemdarı Nebi, Mihmandarı Resulullah diye anılır. Bedir, Uhud ve Hendek savaşlarına katılmış, İstanbul kuşatmasında şehit düşmüştür.

Evliya Çelebi’ye göre: “İlahi arif, Hazreti Eba Eyüb ensari, peygamberin sahabesinden hadis rivayet edenlerdendir. Kendisi ensardandır. Hazreti Peygamber Mekke’den medine’ye hicret ettikleri zaman Cibrili Emin peygamberin devesinin yularından tutup çeke çeke cömert Eba eyübün evinin önünde çöktürmüştür.

Bu işaret üzerine Muhammed peygamber Eba Eyüb’ün evinden başka bir yere misafir olmamıştır. Hala, peygamberin mübarek mezarı bu Eba Eyüb Ensari hazretlerinin evinin yerindedir ki, peygamberin candan sevdiği dostudur ki o peygamaberden birçok hadisler nakl ve rivayet eder.”

Evliya Çelebi’nin anlattığına göre Eba Eyüb iki kere Konstantiniye seferi yaptı. İkincisinde Galata’yı fethetti, istanbul’u da fethetmek üzere iken barış yaptı, Ayasofya’da namaz kılıp Eğrikapı’dan çıkarken kafirler bunları şehit etti. Bir rivayete göre ise ishalden vefat etti.

1453′de Fatih Sultan Mehmed istanbul’u fethederken Akşemseddin hazretleri bir yer bulup orayı kazdırınca bir dört köşe yeşil somaki mermer göründü. Üzerinde haza kabri Eba Eyyubi Ensari, bu Eba Eyyüb’ün mezarıdır, yazılıydı. Taşı kaldırdılar. İçinde Eba Eyyüb’ün vücudu safran ile boyanmış kefen içinde terü taze ve sağ ellerinde tunç mühür vardı. Burada nurlu türbesini yaptılar. Bu çevrede 33 sahabi yatmaktadır.


Evliya Çelebi ve Eyüp

Evliya Çelebi’nin Eyüp anlatımı: “Eyüp şehri, İstanbul’un batı tarafındadır. İstanbul’a denizden dokuz mil ve karadan iki saattir. Ama yine istanbul’a bitişik olup arasında asla boş arazi yoktur. Baştanbaşa mamurdur. Fakat başka hükümettir. Fatih kanununa göre beşyüz akça mevleviyettir.

..karşı tarafı deniz karşısında Sütlüce kasabasıdır. Arası bir ok atımı yerdir.

Eyüb Sultan Camii: Bu, Fatih Sultan Mehmed Han’ın yapısıdır ki sevabını Eba Eyüb’e hediye eylemiştir. Deniz kıyısına yakın ensari yerinde düz bir yerde yapılmıştır. Bir kubbelidir. Mihrab tarafında yarım kubbesi daha vardır. Lakin o kadar yüksek değildir. Camiin içinde sütun yoktur. Orta kubbe etrafında sağlam kemerler vardır. Mihrabı ve minberi sanatlı değildir. Hünkar mahfili sağ taraftadır. İki kapılıdır. Biri sağ tarafta yan kapısı, diğeri kıble kapısıdır. Kıble kapısı üzerinde bir mermer üzerinde celi yazı ile şu tarih yazılmıştır: hamden lillah beyti mamur oldu bu. Sağ ve solda iki minaresi vardır. Avlusunun üç tarafı odalarla süslüdür. Ortasında cemaat maksuresi vardır. Bu maksure ile Eba Eyüp mezarı arasında göklere baş uzatmış iki çınar vardır ki, cemaat, gölgesinde ibadet ederler. Bu avlunun da iki kapısı vardır. Batı kapısının dışında büyük bir avlu daha vardır. İçinde dut ve diğer ağaçlarla yedi tane büyük çınar vardır. Bu avvlunun iki tarafında abdest muslukları vardır. Bu camiden başka şehir içinde seksen kadar mescid vardır ki dördü Mimar Sinan yapısıdır.”

Eyüp Sultan Resimleri bulabileceğiniz sayfa : http://www.alibeykoy.net


Kaynaklar

  • Mehmet Nami Haskan, Eyüpsultan Tarihi, Eyüpsultan Vakfı Yayınları, İstanbul 1996.

Filed under Uncategorized by admin

Permalink Print

June 1, 2008

Fiili, Birleşik zamanlı fiiler

Bileşik zamanlı fiilller, (Türkçede) herhangi bir haber ya da dilek kipi ekinden sonra, ek fiilin -dı (idi), -miş (imiş), -se (ise) biçimlerinden birini alarak çekimlenen fiillere denir.
Bileşik zamanlı fiiller üçe ayrılır:


Hikaye Birleşik Zamanı

Haber ya da dilek kiplerindeki fiillerden birine -dı eki getirilerek yapılır. Bu ek ünlü uyumuna ve ünsüz benzeşmesine göre değişerek -dı, -du, -dü, -ti, -tu, -tü olur. Hikaye bileşik zamanı, eylemin geçmişte yapıldığını hikaye ederek anlatır:

Tahtayı ben sil- er -im.

Bu cümledeki silmek fiili, geniş zaman eki -er ile kişi eki -im’ i almıştır. Basit zamanlıdır.

Tahtayı ben sil - er - di - m

sil er di m
fiil geniş
zaman
eki
hikaye
eki
kişi
eki

Bu cümledeki silmek fiili ise önce geniş zaman eki -er daha sonra hikaye bileşik zaman eki
-di ve kişi eki -m’i almıştır. Bileşik zamanlıdır

Hikaye
Basit zaman bileşik zaman

Di’li geçmiş zaman sil-di-m sil-di-y-di-m

Miş’li geçmiş zaman sil-miş-im sil-miş-ti-m

Şimdiki zaman sil-li-yor-um sil-iyor-du-m

NOT: Emir kipinin hikaye bileşik zamanı yoktur.


Rivayet Birleşik Zamanı

Haber ya da dilek kiplerinden birine -miş eki getirilerek yapılır. Bu ek ünlü uyumuna göre değişerek -mış, . -muş, -müş olur.

Rivayet bileşik zamanı, eylemin başkasından duymuş gibi anlatımıdır:

Tahtayı hep ben sil - er - miş - im

sil er miş im
fiil geniş
zaman
eki
rivayet
eki
kişi
eki
                                                                                         Rivayet
                                        Basit zaman                         bileşik zamanı

Miş’li geçmiş zaman sil-miş-im sil-miş-miş-im

Gelecek zaman sil-ecek-im sil-ecek-miş-im

Gereklilik kipi sil-meli-y-im sil-meli-y-miş-im

NOT: Di’li geçmiş zaman ve emir kipinin rivayet bileşik zamanı yoktur.


Şart Birleşik Zamanı

Haber kipinde fiillerden birine -se eki getirilerek yapılır. Bu ek ünlü uyumuna göre -sa olur. Şart bileşik zamanı, eylemin yapılışını başka bir eylemin yapılışına şart koşar:

Yarın bize gel - ir - se - n sevinirim

gel ir se n
fiil geniş
zaman
eki
şart
eki
kişi
eki

Şimdiki zaman sil-i-yor-um sil-i-yor-sa-m

Miş’li geçmiş zaman sil-miş-im sil-miş-sem

Glecek zaman sil-ecek-im sil-ecek-sem

NOT: Dilek kiplerinin şart bileşik zamanı yoktur. Hikaye ve rivayet bileşik zamanlarına

ekfiilin -se biçimi eklenirse “katmerli bileşik zaman “”oluşur:

sil - iyor - du - ysa - m, sil - ecek - miş - se – m

Filed under Uncategorized by admin

Permalink Print

April 13, 2008

Asistan, Sina Akşin

Sina Akşin 1937′de doğdu. 1955′te Robert Kolej’den mezun oldu ve 1959′da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Fulbright Bursu ile A.B.D.’ye gitti. Boston’daki Fletcher School of Law and Diplomacy’den Uluslararası İlişkiler alanında iki farklı yüksek lisans diploması aldı. 1961-1967 arasında Robert Kolej Yüksek Okulu’nda Uygarlık Tarihi öğretim görevlisi olarak çalıştı. Askerlik görevini yaparken İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nden Son Çağ Tarihi alanında doktor unvanını aldı (1968). Doktora tezi olan 31 Mart Olayı ilk kez bu dönemde yayımlanmıştır (1970, 1972). 1969 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde Türk Siyasal Hayatı kürsüsüne asistan oldu. 1971-1972′de bir yıl süreyle ve bir Birleşmiş Milletler bursuyla İngiliz Devlet Arşivleri’nde çalışmalar yaptı. 1975′te doçent oldu. Doçentlik tezini “İstanbul Hükümetleri ve Milli Mücadele” adıyla yayımlandı (1976, 1983). 1978-1979′da bir yıl süreyle ve Fransız Hükümeti’nin b’r bursuyla Fransız Dışişleri Bakanlığı arşivinde çalıştı. 1980′de Türk Siyasal Hayatı kürsüsü başkanlığına seçildi. O yıl “Jön Türkler İttihat ve Terakki” kitabının ilk basımı yapıldı. Siyasal Bilgiler Dergisi, Toplum ve Bilim gibi dergilerde ve gazetelerde birçok yazı ve denemeleri çıktı. 1989′da profesör oldu.

Tarih ve siyasal bilimler alanlarındaki çalışmalarının yanısıra, halen Bağımsız Cumhuriyet Partisi’nin genel başkan yardımcılığını da yapmaktadır.


Başlıca eserleri:

  • Şeriatçı Bir Ayaklanma: 31 Mart Olayı (İmge Kitabevi Yayınları, 1994)
  • İstanbul Hükümetleri ve Milli mücadele, 2 cilt (Türkiye İş Bankası Yayınları, 1994)
  • Ana Çizgileriyle Türkiye’nin Yakın Tarihi (İmaj Yayınevi, 1996)
  • Türkiye’nin Önünde Üç Model (Telos Yayınevi, 1997)
  • Türkiye tarihi - 5 cilt (Yayın Yönetmeni: Sina Akşin)

Filed under Uncategorized by admin

Permalink Print Comment

February 27, 2008

Zaman durdurup, Evrenin Sonundaki Restoran

İngiliz yazar Douglas Adams’ın yazdığı “Otostopçunun Galaksi Rehberi” serisinin ikinci kitabıdır. Evrenin sonundaki restoran, kitaba göre bir zaman balonu içerisinde korunarak zaman makinası ile evrenin yok olacağı zamana gönderilen ve müşterilerinin yemek yerken evrenin yok oluşunu seyredebilecekleri “Miliways” adlı enteresan bir girişimcilik fikridir.

Filed under Uncategorized by admin

Permalink Print Comment

February 22, 2008

Download yönetici, Life Is Peachy

Life Is Peachy Korn’un ikinci albümüdür. Albüm 15 Ekim 1996′da Immortal/Epic firması tarafından piyasaya sürülüp, dünya çapında 2,850,000′in üzerinde satmıştır.


Parça listesi

  1. “Twist” – 0:50
  2. “Chi” – 3:55
  3. “Lost” – 2:55
  4. “Swallow” – 3:38
  5. “Porno Creep” – 2:01
  6. “Good God” – 3:20
  7. “Mr. Rogers” – 5:10
  8. “K@#Ø%!” – 3:02
  9. “No Place to Hide” – 3:31
  10. “Wicked” – 4:00
  11. “A.D.I.D.A.S.” – 2:32
  12. “Low Rider” – 0:58
  13. “Ass Itch” – 3:39
  14. “Kill You” – 8:38


Bonus disk

  1. “Chi” (live) - KoRn
  2. “All Washed Up” (live) - The Urge
  3. “Hilikus” - Incubus


Grup üyeleri

  • Rob Agnello - Mixleme Yardımcısı
  • Reginald “Fieldy” Arvizu - Bas gitar
  • Jonathan Davis - Vocaller (”Shoots and Ladders”)
  • Chuck Johnson - Ses mühendisi, Mixleme
  • Richard Kaplan - Mixleme
  • Peter Katsis - Yönetici Yapımcı
  • Korn - Düzenleyici, Sanat yönetmeni
  • Jeffrey Evan Kwatnetz - Yönetici Yapımcı
  • Scott Leberecht - Kapak Dizaynı
  • Tom Lord-Alge - Mixleme
  • Chino Moreno - Vokaller (”Wicked”)
  • Martin Riedl - Fotoğrafçılık
  • Eddy Schreyer - Baş yapımcı
  • James “Munky” Shaffer - Gitar
  • David Silveria - Davul
  • Stephen Stickler - Fotoğrafçılık
  • Brian “Head” Welch - Gitar, Vokaller

Filed under Uncategorized by admin

Permalink Print Comment

February 10, 2008

Download, İstanbul Kıyamet Vakti

İstanbul Kıyamet Vakti, dünyanın en iyi oyun yapımcıları arasında gösterilen Mevlüt Dinç’in başında olduğu Sobee Yazılım şirketi tarafından üç senelik geliştirme süreci sonrasında 26 Aralık 2006 tarihinde ücretsiz olarak dağıtımına başlanan, tamamen Türk yapımı Devasa Online Rol Yapma Oyunu(MMORPG)’dur.


Sunucular

Oyunda yer alan sunucular, açılış tarihlerine göre eskiden yeniye şu şekilde sıralanmaktadır:

  • Eminönü - 25 Aralık 2006
  • Teşkilat - 6 Nisan 2007
  • Beyaz Köşk - 11 Nisan 2007
  • Kuklacı - 17 Nisan 2007


Hikayesi

Tarih 25 Aralık 1956,
Dünyanın yörüngesi güneş sistemi dışından gelen bir asteroid kümesiyle kesişti. Dünyanın her yanında büyük bir yıkım gerçekleşti. Sadece gökyüzünde asılı kalan toz bulutları bile milyonlarca insanın ölümü için yeterliydi. Fakat meteorların ortaya çıkardığı tek gerçek yıkım ve ölüm olmamıştır.

Saklı türler olarak adlandırılan yaratıklar arzın derinliklerinden yeryüzüne çıktı ve insanlar ile arzın yaratıkları arasında amansız bir yaşam mücadelesi başladı.

Büyük yıkımın üzerinden 50 yıl geçmiştir. İnsanoğlu bu yaşam tarzına zamanla ayak uydurmuş, tehlikelere karşı kendini korumak için kendini yetiştirmiştir.

Oyun, adından da anlaşılacağı gibi dünyanın en eski şehirlerinden biri olan İstanbul’da geçiyor.
İstanbul’un tarihi mekanlarından Eminönü’nde oyuna başlıyoruz. Eminönü’nün görkemi, Yeni Camii, Galata Köprüsü, Mısır Çarşısı, Çınaraltı ve Marmara Deniz’in deki Sivri Ada gibi mekanların yanısıra Antrepo, Mezarlık, Meteor Bölgesi, Philotheos’un Labirenti gibi mekanlar bulunmaktadır.


Karakterler

İstanbul Kıyamet Vakti’ndeki karakter yaratma işlemi, diğer rol yapma oyunları ile benzerlik göstermektedir. Cinsiyet seçiminin ardından, yaratılacak karakterin görünüşünü değiştirmek adına çeşitli saç şekilleri ve renklerinden birisi seçilebilir. Ek olarak erkek karakterler için sakal, kadın karakterler için ise takı modelleri ve renkleri arasından tercih yaparak farklı görünümler elde edilebilmektedir.

Oyunda üç adet karakter sınıfı bulunmaktadır:

  • Savaşçı: Yakın dövüşün uzmanı olan savaşçılar, geniş silah seçenekleri ile düşmanlarına yüksek hasarlar verebilirler. Dayanıklı zırhları ve yüksek sağlık puanları nedeniyle uzun süre hayatta kalmaları da mümkündür.
  • Büyücü: Düşük sağlık puanlarının yarattığı dezavantajı uzun mesafeli saldırıları ile kapatan büyücüler, ek olarak birim zamanda en yüksek hasarı veren karakter sınıfını oluşturmaktadır.
  • Şifacı: Kendilerini ve müttefiklerini iyileştirebilen şifacılar, ölen arkadaşlarını diriltme yeteneğine de sahiptir. Oyuncu gruplarının vazgeçilmez üyeleri olsalar da, birebir dövüşte çok etkili değildirler.


Etkileşim

Haritada 5 çeşit karakter grubu var. Bunlar:
Sivil halk: Haritada dolaşırken selam verip alabileceğiniz insanlar bulunmakta. Kimi zaman bu insanlardan kimi görevler de alabiliyorsunuz. Tabii eğer isterseniz. Bazen bir çocuğa yardım ediyor ve evinin önündeki akrepleri öldürüyorsunuz, bazen de cin’lerden aldığınız keten parçalarını bir şarapçıya üşüdüğü için veriyorsunuz.

Esnaf: Yine haritanın çeşitli yerlerine dağılmış esnafları göreceksiniz. Düşmanlarla olan çatışmalarınız neticesinde onlardan aldığınız silah, zırh, iksir ve reçete gibi eşyaları bu esnaflara satabiliyorsunuz. Ayrıca esnaflarla da arada sırada konuşmakta fayda var. Çünkü bu kişilerden de görevler alabiliyorsunuz.

Düşmanlar: Farklı yetenek, seviye ve özelliklerden oluşan onlarca düşman çeşidi var. Oyuna ilk başladığınızda fareleri öldürüyor, seviyeniz arttıkça kurt adamlara kafa tutmaya başlıyorsunuz. Kimi düşmanlar size bıçak ve sopayla saldırırken, kimileri ise sizi ısırıyor yada uzaktan bir cisim fırlatıyor, ateş ediyor.

Askeri görevliler: Oyunda ilk dikkatinizi çekecek olan nokta Eminönü merkezinin jandarmalarca ablukaya alınmış olması. Jandarmalar düşmanların belirli bir sınırdan içeriye girmesini engelliyor ve size düşman hattının sınırlarını belirtiyor. Jandarmalar dışında komutan rütbeli karakterler de yer alıyor ve yine bu karakterlerden de görev alınabiliyor.

Diğer oyuncular: Sizin gibi o sırada oyunu oynamakta olan diğer insanları gerçek zamanlı olarak görüyor, onların grubuna katılabiliyor yada onları kendi grubunuza davet edebiliyorsunuz. Savaşırken sohbet etme imkanını sağlayan tümleşik sohbet ekranı sayesinde düşmanlardan aldığınız eşyaları 5’te birinden esnaflara satmaktansa diğer oyunculara açık artırmayla satabilir yada onlardaki eşyalarla takas yapabilirsiniz .

Filed under Uncategorized by admin

Permalink Print Comment

February 9, 2008

Istediğimiz zaman durdurabilmekteyiz., Sahrayı Cedit Mezarlığı

Hikayesi: Sefere çıkmak üzere olan Osmanlı askerleri şimdiki Mervdivenköy - Sahrayıcedit arasında bekler ve hazırlık yaparlarmış. Zaman zaman burada bekleyiş uzun sürüyor ve bazı kayıplar veriliyorumuş. Bu mezarlık burda beklerken ölen askerlerin bulunduğu bir mezarlıktır.

Kadıköyde bulunmaktadır. Tam Yeri: Kadıköy İlçe Emniyet Müzdürlüğü - Merdivenköy ve Sahrayıcedit teki büyük arsanın arasında kalır ve dikdörtgen şeklindedir. 2 caddenin arasındadır.
*

Filed under Uncategorized by admin

Permalink Print Comment

February 1, 2008

Aldı. Evli, Gökalp Ergen

1995 yılından itibaren rock ve elektronik müzik tarzında, çoğu yabancı sözlü birçok albümde (başta Blue Jean dergisinin Türk rock tarihinin en iyi ingilizce sözlü rock albümü The Climb olmak üzere) besteci, söz yazarı, aranjör, vokalist ve enstrumanist (elektro gitar, klasik gitar, bas gitar, piyano ve bateri) olarak yer aldı. Ayrıca bu albümlerin ve projelerin bazılarının tanıtımı kapsamında yurt içi ve yurt dışında bir çok konser ve festivalde yer aldı. Ülkemizdeki bir çok grubun demo ve albüm kayıtlarına katkıda bulundu ve prodüktörlüğünü üstlendi.

Filed under Uncategorized by admin

Permalink Print Comment
Made with WordPress and Semiologic • Sky Gold skin by Denis de Bernardy